DİSİPLİN MEKANİZMASI KEYFİ TASFİYE ARACINA DÖNÜŞMÜŞTÜR

İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler Grup Disiplin Kurulu Başkanlığına yazılı savunma gönderdi...

26 Ocak 2015

 

TBMM
CUMHURİYET HALK PARTİSİ
Grup Disiplin Kurulu Başkanlığı’na


Grup Yönetim Kurulu’nun 7 Ocak 2015 tarihli kararı üzerine 14 Ocak 2015 günlü iddianame gönderilmesi istemime karşılık olarak verdiğiniz süre uzatımına karşın, ilgili kurum iddianame göndermemiştir. İlk ve tek karar bildirimleri çerçevesinde, cezalandırma talebine ilişkin değerlendirmem ekte ilginize sunulmuştur. 

Saygılarımla.

 
Prof. Dr. Birgül AYMAN GÜLER
CHP İzmir Milletvekili
 
***

 

TBMM
CUMHURİYET HALK PARTİSİ
Grup Disiplin Kurulu Başkanlığı


İlgi: 

(1) 08.01.2015 gün ve 1111 sayılı Grup Yönetim Kurulu yazısı
(2) 14.01.2015 gün ve 2015/8 sayılı Grup Disiplin Kurulu Başkanlığı yazısı
(3) 14.01.2015 günlü Grup Disiplin Kurulu/Grup Yönetim Kurulu yazım
(4) 21.01.2015 günlü, sayı yok, Grup Disiplin Kurulu Başkanı imzalı iki yazı

İlgi (1) nolu yazıyla Grup İçyönetmeliğinin 3. Maddesini ihlal ettiğim; bir TV programında yaptığım açıklamaların da CHP Tüzüğünün 70/B-b maddesindeki suç fiiline uyduğu gerekçesiyle, “1 yıl süre ile Grup’tan geçici çıkarma cezası” ile ve “önlemli olarak” cezalandırılmak önerisiyle, Tüzüğün 68/D-F maddesi ve TBMM CHP Grup İçyönetmeliğinin 76, 79. Maddeleri uyarınca Grup Disiplin Kurulu’na sevk edilmeme karar verildiği bildirilmiştir. 

İlgi (2) nolu yazıyla bir hafta içinde yazılı savunma vermem istenmiş, ekinde 4 Ocak 2015 günlü HaberTürk televizyonundaki Doğru Açı programının bir CD kopyası ile tüm programın yazılı dökümü gönderilmiştir. 

Her iki kuruma, (3) nolu yazımla atılan suçun hangi açıklamalara ilişkin olduğunun bildirilmediği, iddia olmadan savunma yapmanın mümkün olmadığı belirtilerek tarafımdan iddianame istenmiştir. 

İlgili Grup Yönetim Kurulu’ndan herhangi bir yanıt gelmemiş, ilgi (4)’te belirtilen iki yazıyla Disiplin Kurulu Başkanı kendilerinin iddianame oluşturamayacaklarını; bunu Grup Yönetim Kurulu’nun yapması gerektiğini; bu durumda kendilerinin savunma süresini 26.01.2015 gününe kadar uzattıklarını bildirmiştir. 

Grup Başkanvekili Levent GÖK, 23 Ocak 2015 günü kendisine sormam üzerine, Grup Yönetim Kurulu iddianamesinin gönderdikleri (1) numaralı yazıdan ibaret olduğunu sözlü olarak ifade etmiş ve bu durumu yazıyla bildirme gereği görmemiştir. Nitekim bugüne dek iddianame gönderilmemiştir. 

Aşağıdaki değerlendirme, ilgi (1) nolu Grup Yönetim Kurulu kararı yazısına göre yapılmıştır. 

ATILAN SUÇUN DAYANAKLARI: 

TBMM CHP Grup İçyönetmeliğinin 3. Maddesi, bir bütün olarak Grup’un “ilkeler”ini düzenleyen genel maddedir. 

Madde, Grup Yönetim Kurulu’nun yönetsel yetkilerini düzenlemez. Dolayısıyla bu madde, yönetim kurulunun kendisi tarafından “genel yazı” diye adlandırılmış bulunan iletişim kağıtlarına suç-ceza tayin eden yaptırım gücü vermez. Dayanak ile yönetimin tasarrufu, keyfi biçimde ilişkilendirilmiştir.

CHP Tüzüğü’nün 70/B – b hükmü “Parti içinde ayrılık gözetmek ve ayrımcılık yapmak” suçudur. 

Atılı suça konu eylem, “bir TV programındaki açıklamalar”dır. Cezalandırma isteyen kurumun, toplam 56 dakika süreli, doğal olarak eylemlerin değil sözlerin yer aldığı programda hangi sözlerin bu suça uygun fiil olarak değerlendirildiği belirtilmemiş, dayanak ile atılı suç ilişkilendirilmemiştir. 

ATILAN SUÇ -1: PROGRAMA KATILMAK

Atılı iki suçtan biri, grup başkanlığına bilgi vermeden bir televizyon programına katılmak ile ilgilidir.

İlgi (1) nolu yazıda suçlama “grup başkanlığının milletvekillerinin medyaya açıklama yapmaları konusuna ilişkin 20.11.2014 tarihli genel yazısına aykırı olarak, anılan televizyon programına katılmak suretiyle Grup İçyönetmeliği’nin 3 maddesini ihlal” olarak belirtilmiştir. 

Sözü edilen TV programına çıkmadan önce, sözü edilen “genel yazı”da istendiği üzere, nöbetçi grup başkanvekiline bilgi vermediğim bilgisi doğrudur. 

Bunun, talep edilen “önlemli olarak 1 yıl gruptan geçici çıkarma” gibi bir ağır cezaya ne kadar uygun bir suç olduğu; suç olup olmadığı; suç değil “kabahat” kapsamında değerlendirilebileceği; disiplin işlemi gerektirip gerektirmediği konuları tartışmaya açıktır. 

Söz konusu “genel yazı”, milletvekillerinden demeç vermeden ve bir programa katılmadan önce nöbetçi grup başkanvekiline “bilgi vermenizi rica ederiz” demekte, bir ‘izin’ ya da ‘onay alma’ işleminden söz etmemekte, ayrıca bilgi verilmediği takdirde bunun İçyönetmelik/3’e aykırılık oluşturacağı türünden herhangi bir uyarı da içermemektedir. “Genel yazı”nın, grubun ilkeleri gibi bir varoluş maddesine dayandırılmış olması, bir iletişim kağıdının suç – ceza yaptırım çevresi içine alınması, yazının niteliğinin yazıldığı sırada değil cezalandırma niyeti belirdiğinde tayin edildiğini göstermektedir. Bu uygulama, yönetimin açıklık ve şeffaflık ilkelerine uygun karar alma zorunluluğuna aykırı olduğu gibi, söz konusu “genel yazı”ya aykırı davranışın Tüzük’te yer verilmiş en ağır ikinci cezayı -üstelik “önlemli” olarak- gerektiren nitelikte bir suça temel oluşturamayacağı da açıktır. Bunun “önlemli”lik kararı için de 

ATILAN SUÇ -2: PROGRAMDA YAPILAN AÇIKLAMALAR

İlgi (1) nolu yazıda “4 Ocak 2015 tarihinde Haber Türk televizyonunda yayınlanan Doğru Açı Programında yaptığı açıklamalar ile bu açıklamaların yazılı ve görsel medyaya yansımaları görüşülmüş; …. anılan programda yaptığı açıklamaların da Tüzüğün 70/B-b maddesinde yer alan “Parti içinde ayrılık gözetme ve ayrımcılık yapmak fiiline uyduğu değerlendirilerek, …. cezalandırılması” denmektedir. 

Cezalandırma için Grup Disiplin Kuruluna sevke karar veren kurum, değerlendirmesine esas olan bu açıklamaların ve yansımaların neler olduğunu tarafıma bildirmemiştir. 

“Yazılı ve görsel medyaya yansımalar” ile ilgili olarak yazıda hiçbir açıklama yapılmamış, ilgi (1) ve (2) nolu yazıların ekinde de bunlara ilişkin hiçbir belgeye yer verilmemiştir. Yönetimin attığı suça temel saydığı anlaşılan “yansımalar”ın ne olduğuna ilişkin açıklama ya da bilgi verilmediği ve bunlarla ilgili herhangi bir belge gönderilmediğinden herhangi bir değerlendirme yapmak olanağı yoktur. 

“Programda yaptığı açıklamalar” ile ilgili olarak, (2) nolu yazı ekinde söz konusu programın CD’si ile tüm programın yazılı dökümü gönderilmiştir. Ancak bu malzemede, hangi açıklamanın “Parti içinde ayrılık gözetme ve ayrımcılık yapmak” fiiline suç oluşturduğu, metin üzerinde işaretleme ya da ayrıca belirtme yoluyla gösterilmemiştir. Toplam 56 dakika süreli konuşmada atılı suça uygun sözlerin tarafımdan bulunup çıkarılması gerekmektedir. 

Bilindiği gibi, savunma hakkı ancak bir iddianame varsa kullanılabilir; atılı suçların açıkça belirtilmemesi, iddianame yokluğu dolayısıyla savunma hakkının ihlali demektir. 

Atılan suç, Parti içinde ayrılık gözetme ve ayrımcılık yapma, yalnızca ulusal değil uluslararası hukukta da tanımlanmış bir suç kategorisidir. Ayrılık gözetme ve ayırımcılık, herhangi bir kurum ya da toplulukta üyelerin haklarını kullanılmalarında ya da yapılan işlemlerde ırk, renk, cinsiyet, din, siyasal inanç, milliyet, sosyal köken bakımından eşitliği yok edici ya da bozucu etkisi olan ayrılık gözetme, ayrı tutma veya üstün tutma eylemlerini anlatır. Sözü edilen TV programında, bu kategoride değerlendirilebilecek hiçbir konu ele alınmamıştır. Kaldı ki bu tür bir eylem, ancak “parti içindeki iş ve işlemler” bakımından ortaya çıkabilir; bir televizyon programında sarf edilen sözlerle nasıl oluşabileceği ayrı bir merak konusudur. 

DEĞERLENDİRME

Grup Yönetim Kurulu partili milletvekilliği haklarımı ortadan kaldıran ağır bir cezalandırma isteminde bulunmuştur. Talebini “önlemli” kılarak, karar bildirim tarihi olan 8 Ocak 2015 gününden itibaren partili milletvekilliği haklarımı kullanmamı yasaklamıştır. 

İlgili kararda, ceza talebinin dayanakları ile atılı suç fiili arasında anlamlı ve açıklanabilir bağlar kurulmamıştır. Ceza talep eden kurum, savunma hakkının kullanılmasında olmazsa olmaz koşulu yerine getirmemiş, iddianame hazırlığını ve bunun tarafıma iletilmesini ihmal etmiştir. Yazılı iddianame istemime yanıt verme gereği dahi duyulmamış olması, temel hukuk ilkelerine ve parti-içi hukuka uygunluk kaygısı taşınmadığına kanıttır.

Bu nedenlerle, parti-grup yönetimi yetkilileri, hukuka dayalı disiplin mekanizmasını, yönetim tarzlarına ve yürüttükleri politikalara yönelik eleştirileri baskıyla ortadan kaldırmak üzere keyfi tasfiye aracına dönüştürmüşlerdir. Parti-içi demokrasi ilkeleri ve parti hukuku bakımından suç oluşturan bütün karar ve işlemleri reddettiğimi saygılarımla bilginize sunarım. 
 

Prof. Dr. Birgül AYMAN GÜLER
CHP İzmir Milletvekili