Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Kadın Kolları Kurultayı'nda Yaptığı Konuşma

8 yıl sonra, tam 8 yıl sonra 11. Kadın Kolları Genel Kurultayını topluyoruz. Hepinize hayırlı olsun. Gençlik Kolları Kurultayımızı yaptık.

Bütün dünyanın bildiği bir gerçek var. Siyasette kadının gücünü arkasına almayan, kadının gücünü önemsemeyen hiçbir siyasal partinin iktidar olma şansı yoktur. Tek yolu var kadının siyasette ağırlığını koymasıdır.
 
Gittiğim her yerde, yaptığım her mitingde kadının önemini vurguladım. Kadınların siyasette bugünkünden çok daha ciddi konumda olmalarını istedim. Tüzük kurultayımız yaptık. Cinsiyet kotasını %33’e çıkardık. Hiçbir ülkenin yapmadığını Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz gerçekleştirdik. Gençlik kotamızı %10’a çıkardık. Daha bizim önümüzde uzun bir yol var. Daha ciddi bir mücadele alanımız var. Türkiye’yi sizlerde biliyorsunuz, bizlerde biliyoruz. Türkiye’nin içinde bulunduğu koşulları hep beraber oturup düşünmemiz, değerlendirmemiz, yol haritası çizmemiz ve yolumuza devam etmemiz gerekiyor. Özgürlükçü, bağımsız, özgüveni olan bir Türkiye’yi, bağımsız bir Türkiye’yi ayağa kaldırmak için hep beraber mücadele edeceğiz. Kadını, erkeği yiğit gibi mücadele edeceğiz. Bir toplumda ne söylersek söyleyelim acıları en çok çeken kadınlardır. Oğlu işsiz olan, kızı işsiz olan bir kadının sorununu başka birisi anlayamaz. Çocuğu öldürülen, çocuğu tecavüze uğrayan bir annenin dramını hiç kimse bilemez. Uludere’de 34 çocuğumuz öldürüldü. Uludere annelerinin içinde yaşadığı dramı, onların dertlerini hepimiz ancak anneler bilebilir. Onun için annelere söylüyorum. Acılarınızı bal eyleyeceksiniz ama mücadelede devam. Devam edeceğiz mücadelemize.
 
Silivri toplama kampında yüzlerce insanımız var. Haksız yere tutuldular orada. Gazeteciler var, yazarlar var. Silivri toplama kampı Silivri üniversitesine döndü. Yüzlerce kitap var piyasada Silivri hapishanesinden çıkan. Vardiya diye kadınlar oturdular eşlerinin haklarını korumak için. Kızları avukat oturdular çalıştılar, iddianamelere baktılar, savunmalar yapıyorlar onların haklarını savunmak için. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bu konuda algıyı büyük ölçüde değiştirdik. Avrupa’da değiştirdik. Londra’da, Paris’te, Brüksel’de, Berlin’de, Strazburg’da bütün milletvekillerimiz, kadınlarımız, gençlerimiz oraya gittiler ve Türkiye’nin özgürlüğü için, Türkiye’nin bağımsızlığı için ellerinden gelen her türlü çabayı gösterdiler. Çünkü biz şunu çok iyi biliyorduk haksızlık nerede varsa haksızlığa karşı mücadele etmek Cumhuriyet Halk Partililerin temel görevidir.
 
İzlenen ekonomik politikanın ailelerde yarattığı tahribatı, toplumda yarattığı tahribatı, sosyal yaşamımızda yarattığı tahribatı en iyi kadınlar bilir. Bunun canlı tanığı kadınlardır.
 
Bakınız, 2002 yılında öldürülen kadın sayısı 66, 2011’in ilk 6 ayında öldürülen kadın sayısı 935. Nasıl oluyor da çağdaşlaşan bir Türkiye, özgürlüğü olan bir Türkiye, Kadın erkek eşitliğini haykıran bir Türkiye’de kadın ölümlerinin sayısı sürekli artar. Demek ki bir sorun var. O sorunu çözmek, o soruna çözüm üretmek önce Cumhuriyet Halk Partili kadınların görevidir. Toplumu aydınlatmak önce Cumhuriyet Halk Partili kadınların görevidir.
 
Bize zaman zaman eleştiri gelir Cumhuriyet Halk Partisi muhalefet yapamıyor diye. Cumhuriyet Halk Partisi iyi muhalefet yapamıyor diye. Asla bunlara inanmayın. Cumhuriyet Halk Partisi gecesini gündüzüne katarak her yerde, her ortamda elinden geldiğince demokrasi adına, özgürlükler adına en ciddi muhalefeti yapan partidir. Her yerde yaptık biz bunu. Bakınız, şuana kadar seçimler geçmiş, koşullar uygun olmamasına rağmen 5’in üzerinde miting yaptık. Hiçbir siyasal parti yapmadı Cumhuriyet Halk Partisi yaptı. Hatırlarsınız 4+4+4 garabeti parlamentoya geldi. Eğer Cumhuriyet Halk Partisi olmasaydı 4+4+4’ün felaketini toplum asla öğrenemeyecekti.
 
Milletvekillerimiz milli eğitim komisyonunda tekmelendi. Kadın milletvekillerimiz yerlerde sürüklendi. Ama her şeye rağmen mücadele etmekten asla yılmadık ve kaçmadık. Yine Cumhuriyet Halk Partililer olarak vatandaşın sorununa Niğde’de mi olur oraya gittik, Diyarbakır’da mı olur oraya gittik, Trabzon’da mı olur oraya gittik, Edirne’de mi olur oraya gidiyoruz. Dolayısıyla sorun neredeyse Cumhuriyet Halk Partililerde oradadır. Çözüm neredeyse Cumhuriyet Halk Partisi de ordadır.
 
Erzurum Tortum’a gitti kadınlarımız, Erzurum Tortum’da kadınların HES barajı için verdikleri mücadeleye destek çıktılar. 86 yaşındaki Nafia Ana’yı yerlerde sürüklediler. Sabaha kadar karakolda tuttular. Ona sahip çıkan, 17 yaşındaki Leyla’ya sahip çıkan sadece ve sadece Cumhuriyet Halk Partisinin kadınlarıydı. Onlar gittiler sahip çıktılar.
 
Cumhuriyet Halk Partili kadınlardan bir isteğim olacak. Son bir projemizi hayata geçirmek için seçim meydanlarında çok fazla seslendirdik. Adı aile sigortasıydı. Bunu asla unutmayın. Gittiğiniz her yerde yine aile sigortasını anlatın. Çünkü bu ülkede çocukların yatağa aç girmesini önleyecek tek proje budur. Kadının onurunu koruyacak olan tek proje budur. Kadını başkalarına el avuç açacak konumdan uzaklaştıracak tek proje budur. Buna sahip çıkalım ve bu projemizi her yerde anlatmaya başlayalım.
 
Suriye konusunda arkadaşlarım söylediler. Savaş istemediğimizi, sadece Türkiye’yle Suriye değil, bölgemizde de dünyada da savaş istemediğimizi her zaman, her ortamda seslendiriyoruz. Ama şunu anlamakta zorluk çekiyoruz. Hiçbir Osmanlı padişahı, hiçbir cumhuriyet başbakanı Ortadoğu’ya batının egemen güçlerinin dilini kullanarak seslenmedi. Ne Mustafa Kemal Atatürk, ne İsmet İnönü, ne Bülent Ecevit, ne Süleyman Demirel, ne Turgut Özal hiç kimse batının egemen güçlerinin dilini kullanarak Ortadoğu’ya seslenmedi. Bunu yapan sadece bir kişi var onun adı da Recep Tayyip Erdoğan’dır. Suriye’yle ne alıp veremediğimiz var? Efendim Suriye’de demokrasi yokmuş onun için Recep Bey kızmış. Suriye’de demokrasi yok diyorsun da dönüp kendi ülkene baksana. Senin ülkende demokrasi var mı? Önce sen bunu gerçekleştir bakalım.
 
Parasız eğitim isteyen üniversite öğrencilerine 11 yıl hapis veren bir demokrasi olabilir mi? Boynuna poşu taktı diye bir üniversite öğrencisine 10 yıl hapis cezası verilebilir mi? 750’nin üstünde üniversite öğrencisi hapislerde. Böyle demokrasimi olur? 7400 üniversite öğrencisinin üniversiteyle ilişkileri kesildi. Böyle demokrasi mi olur? Kendine bakmayacaksın şu ülkede demokrasi yok diyeceksin. Katar’da mı var demokrasi? Bahreyn’de mi var? Suudi Arabistan’da mı var? Hangi ülkede demokrasi var? Ve daha da önemlisi Ömer El Beşir on binlerce insanı katleden, hakkında uluslararası tutuklama kararı olan bir katil. Bu katili Türkiye’ye davet edip onu onurlandıran ve o da yetmiyormuş gibi şimdi de onunla askeri işbirliği anlaşmasını TBMM’ye getiren AKP hükümeti hangi demokrasiden, hangi özgürlükten bahsedecek acaba? Elbette ki Suriye’ye demokrasinin gelmesini isteriz. Elbette ki Suriye’de kan akmamasını isteriz.
 
Ve bir şey daha var. Bizim bir jetimiz düşürüldü. Uluslararası hava sahasında düşürüldü. Bize verilen bilgi bu. Ama bu jetimizin düşürülmesiyle ilgili hala pek çok karanlık nokta var. Otopsi raporunun biran önce açıklanmasını ve halkın önüne konmasını bekliyoruz. Nasıl öldürüldü pilotlarımız öğrenmek istiyoruz. Bir Amerikan gazetesi bir iddiada bulundu. O iddia şuana kadar ne ABD tarafından, ne başka bir uluslararası kuruluş tarafından asla yalanlanmadı. Niçin sızdırıldığı sorgulandı sadece. Bu konunun da açıklığa kavuşturulmasını isteriz. Hükümetin halka doğru bilgi verme, halkı doğru aydınlatma görevi vardır. Bunun takipçisi olacağız. Sayın Başbakana ve Sayın Davutoğlu’na, yani Küçük Enver’e bir çağrım oldu. Çağrım şuydu; Rusya’nın, ABD’nin ve İngiltere’nin ellerindeki bilgileri kamuoyuna açıklayın çağrıda bulun dedim. Şuana kadar ne Başbakan, ne Küçük Enver böyle bir çağrıda bulunmadılar. Aynı çağrıyı yineliyorum. Rusya’nın, ABD’nin ve İngiltere’nin ellerindeki bilgileri dünya kamuoyuyla paylaşmalarını istiyorum. Bunu yaptıkları takdirde pek çok konunun aydınlığa kavuşacağına inanıyoruz.
 
Az önce güzel bir ifade vardı Sayın Balbay’a ait. Beşik sallayan kadınlar isterlerse dünyayı da sallarlar diye. Kadınların gücü olağanüstüdür. Eğer kadın bir şeye karar vermişse kararlılıkla, azimle yoluna devam eder ve mutlaka hedefine ulaşır, mutlaka amacına ulaşır. Türkiye’nin Cumhuriyet Halk Partisi iktidarına ihtiyacı var. Özgürlük için ihtiyacı var, kadın erkek eşitliği için ihtiyacı var, demokrasi için ihtiyacı var. Herkesin karnının doyduğu mutlu bir Türkiye için ihtiyacı var. İşsizliğin olmadığı güzel bir Türkiye için, uluslararası saygınlığı olan onurlu bir Türkiye için Cumhuriyet Halk Partisinin iktidarına ihtiyacı var. Bunu eğer kabul ediyorsak, bu uğurda yolumuza kararlılıkla devam edeceğiz. Diğer kadın kardeşlerimizi de ikna edeceğiz. Ve onlara şöyle söyleyeceğiz. Size seçme, seçilme hakkını veren ilk parti Cumhuriyet Halk Partisidir diyeceğiz.
 
Evet, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları kadınlara seçme, seçilme hakkını verirken onların birey olmanın da ötesinde yönetim kademelerinde de söz sahibi olmalarını istediler. Seçme hakkı ama seçilme hakkı da olmalıdır dediler. Önce muhtarlardan başladılar. İlk kadın muhtarımız Artvin’de olmuştur. Bir Artvinli kadındır kadın muhtarımız 1930’lu yıllarda. 1934’te kadınlara seçme, seçilme verildikten sonra ilk TBMM’de 17 kadın arkadaşımız milletvekili olarak parlamentoda görev yapmışlardır.
 
Şimdi geldiğimiz noktada %33’lük kota uyguladık. %33’lük cinsiyet kotası uygulandı. Ama bazı yerlerde cinsiyet kotasının uygulanmadığını biliyorum. Takipçisi ben olacağım ama benden fazla siz olun takipçisi. Eğer takipçisi olursanız, bu konuda kararlılıkla yolunuza devam ederseniz göreceksiniz ki çok önemli mesafeleri kadın erkek dayanışması içinde Cumhuriyet Halk Partisinin iktidarını elbirliğiyle bereketli ellerimizle sağlayacağız.
 
Önümüzdeki sonbaharda okullar açılacak. Anneler hazır olun çocuklarınızla beraber, 5 yaşındaki çocuğunuzu alacaksınız ve onunla ilköğretime beraber başlayacaksınız. Nasıl olacak bilmiyorum. Ama büyük bir kaosun doğacağını, sadece o kaostan çıkmanın tek yolunun da anneyle çocuğun beraber okula gitmeleri gerektiğini biliyoruz. Buna hazırlıklı olun. Kadrosuz öğretmen olarak sizde öğretmenle beraber, çocuğunuzla beraber sınıflarda olacaksınız. Bu kaosun faturasını anneler AKP iktidarına çıkarmak zorundadır.
 
Cumhuriyet tarihinde ilk kez seçilmiş milletvekilleri bir yasama dönemini hapiste geçirdiler. Bir yasama döneminin hapiste geçirilmesi milletvekillerinin yargı organı tarafından, üstelik yasalara aykırı olarak bir takdir yetkisiyle hapishanelerde tutulması demokrasilerde kabul edilecek bir olay değildir. Bunu şiddetle ama şiddetle kınıyoruz. Dünyanın her tarafında söyledik, Türkiye’de söyledik, yurdunu seven, ülkesini seven, milli iradeye saygı duyan herkesin bu garip yapıya, bu garip olguya isyan etmesi gerekiyor.
 
Biraz sonra aranızdan ayrılacağım, Edirne’ye gideceğim. Orada programlarımız var onları sürdüreceğiz. 3 tane Genel Başkan adayımız var. O adaylar buraya gelebilir mi acaba?
 
Bizi AKP’yle farklı kılan şudur; AKP’de bir kişi derki sen Genel Başkansın. Sen il başkanısın, sen ilçe başkanısın. Onun dışında başka aday çıkamaz. Orada demokrasi yoktur. Ama bizde demokrasi vardır. İsteyen Genel Başkanlığa aday olabilir. Hepsinin başımın üstünde yeri var. Onların tercihlerini, sözlerini, konuşmalarını biraz sonra dinleyeceksiniz ve siz seçeceksiniz. Kimi Genel Başkan seçerseniz o Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kollarının Genel Başkanı olacaktır.
 
Bizi biz yapan demokrasidir. Bizi biz yapan özgürlüklere duyduğumuz hasrettir. Bizi biz yapan demokrasi içinde sağlıklı bir yarışmanın olmasını sağlamaktır. Eğer biz bunu yapabiliyorsak diğer siyasal partilere de örnek olacağız. O nedenle söylüyorum 3 kadın Genel Başkan adayımız var. 3’ü de birbirinden değerli. Onlar konuşacaklar, siz dinleyeceksiniz. Düşüncelerini size aktaracaklar. Hangisi kafanıza uyarsa, evet şu Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kollarını daha iyi yönetir diyorsanız oyunuzu gidip ona vereceksiniz.
 
3 adayı da yürekten kutluyorum. 3’ü de birbirinden değerli, 3’ü de mücadele kadını, 3’ü de Cumhuriyet Halk Partisinin iktidarı için mücadele edecekler. 3’ü de cinsiyet kotasının tam uygulanıp uygulanmadığını yakından takip edecekler. 3’ü de daha fazla kadının siyasete girmesi için mücadele edecekler. 3’ü de kadınların siyasete girişinde erkekler tarafından konulan engellerin kaldırılması için yüreklice mücadele edecekler.
 
Onları yürekten kutluyorum. Hepinize selamlar saygılar sunuyorum.